Altın dünyasında parıltı her zaman ön plandadır; ancak günümüzde bu parıltının arkasındaki hikaye de en az takının kendisi kadar önem taşıyor. Lüks tüketim alışkanlıkları evrilirken, karşımıza sıkça çıkan bir terim var: Geri Dönüşüm Altını veya global adıyla Recycled Gold.
Peki, tam olarak nedir bu geri dönüştürülmüş altın? Kalitesinden ödün verir mi? Ve neden hayati bir önem taşıyor? Bu yazıda, altın hakkındaki algınızı değiştirecek gerçekleri derledik.
Geri dönüşüm altını; doğadan yeni maden çıkarılması yerine, halihazırda var olan altının toplanması, eritilmesi ve rafine edilerek tekrar kullanıma sunulmasıyla elde edilen değerli metaldir.
Bu altının kaynağı genellikle şunlardır:
Bu kaynaklardan toplanan altın, safsızlıklarından arındırılır ve tekrar saf altın (24 Ayar) formuna döndürülür. Ardından, mücevher yapımında kullanılmak üzere diğer metallerle (gümüş, bakır vb.) karıştırılarak istenilen ayara (14 Ayar ve 18 Ayara) getirilir.
"Kalitesi Daha mı Düşük?"
Bu, tüketicilerin en çok merak ettiği sorudur. Cevap ise net bir HAYIR.
Altın, kimyasal olarak asal bir metaldir (Au). Bu şu anlama gelir: Altın paslanmaz, çürümez veya bozulmaz. İster bin yıl önce topraktan çıkarılmış olsun, ister dün rafine edilmiş olsun; altının atomik yapısı asla değişmez.
Önemli Not: Geri dönüştürülmüş altından yapılmış bir külçe ile yeni madenden çıkarılmış altından yapılmış bir külçe arasında, moleküler düzeyde veya görünüş olarak hiçbir fark yoktur. İkisi de aynı kaliteye ve aynı değere sahiptir.
Geri dönüşüm altını, eskiyi yeniye dönüştürmenin en asil yoludur. Büyükannenizin eski bir kolyesinin veya artık kullanılmayan bir elektronik parçanın, bugün parmağınızda ışıldayan modern bir tasarıma dönüştüğünü bilmek büyüleyici değil mi?